Bir arkadaşım, 2005 civarı, Florya
Merhaba sevgili karilerim, nasılsınız, iyi misiniz? Beni sorarsanız, aynı. Son üç-dört gün benim için bir hayli zor geçti zira ağır bir amele yakalandım. Daha zor geçen amellere yakalandığım olmuştu fakat bu seferkinin özelliği büyük abdest yapma frekansının korkunç raddelere erişmesiydi.
Cuma akşamı her akşam yaptığım gibi işten çıkıp eve geldim. Bu da ayrı hikâye, biraz buraya da değinmek isterim, bilen bilir benim işten çıktıktan sonra eve gidememe sorunum vardı, sırf bu yüzden doktora bile gittim, neyse, bu sorunum çözüldü benim, doktorla, ilaçla falan çözülmedi de çözüldü, işten çıkınca eve gidiyorum artık. Neyse, Cuma akşamı işten çıkıp eve geldim, dört tane bira aldım, yemek yaptım, Almanya'nın maçına baktım, kanepede uyudum.
Sabaha karşı şiddetli bir ihtiyaç giderme tazyikı beni uyandırdı. Kalktım, klozete otrudum, arkadaş arasında "patlatmalı diyare" tabir ettiğimiz şekilde ihtiyacımı giderdim, taharatlanıp kanepeme döndüm. Sabah uyanıp saate baktığımda işyerinde olmam gereken bir saatte olduğumu gördüm, telefonun alarmasını dahi duymamıştım, yastığım terden sırılsıklamdı, eklemlerim ağrıyordu ve makatımda büyük bir tazyik hissediyordum. Telefonu alıp dükkanın insan kaynakçısına "bana bugün izin yaz, ben fenalardayım" şeklinde bir meşaz atıp yeniden sıçmağa gittim. Saat on bir civarı genel müdürümüz aradı, "Geçmiş olsun, neyin var?" dedi. Amel olduğumu söyleyince şaşırdı, dükkanda benim haricimde 4-5 kişi daha amel sebebiyle işe gidememiş. Akşam yine bir şeyler yedim, bizim maçı izledim, yattım uyudum. Amelim devam ediyordu. Büyük ihtimalle dehidrasyon sebebiyle başım çok ağrıyordu. Refloru ikişer ikişer alıyordum. Eklem ağrısı ve üşüme sebebiyle ne olur ne olmaz bir de nurofen attım ve uyudum.
Pazar günü de bu şekilde sıçarak ve uyuyarak geçti. Öyle bir noktadaydım ki artık, Rudi'yi gezmeye çıkarıyordum, Rudi sıçmadan benim sıçasım geldiğinden eve dönüyorduk. Üç dakika yürüme mesafesindeki miğrosa öteberi almaya "sıçarsam arabaya sıçıyım" diyerek arabayla gidiyordum. Durmuyordu, ayran, kefir, reflor. Hiçbiri fayda etmiyordu. Pazar'ı Pazartesi'ye bağlayan gece zirve noktası oldu. Sıçmaktan uyuyamadım. Mübalağasız, o geceki sayısız sıçmalarımın arasındaki süre 30 dakikayı geçmemiştir. Hâliyle Pazartesi de işe gitmedim, öğle saatlerinde sıçmalarım hem kıvam hem frekans olarak normale dönmeye başladı.
Bu sabah benim için erken sayılabilecek bir saatte uyandım, normal bir şekilde gidip sıçtım. Bir kahve yaptım, Rudi'yi çıkardım, sonra eve gelince bir daha sıçtım. Bu son sıçmamda taharatlandıktan sonra makatımı sildiğim tuvalet kağıdında kıpkızıl kan gördüm, gözlerime inanamadım, beynimden vurulmuşa döndüm, bir parça daha koparıp tekrar sildim, evet, kandı bu. Bu üç günün sert sıçmaları makatıma büyük bir hasar vermişti. Bu sabahki sıçışım son sıçışımdı. İş yerinde falan hiç sıçmadım. Şu an kendimi gayet iyi hissediyorum, sıçasım da yok. Büyük ihtimalle yarın sabaha kadar sıçmam. İnşallah yarın sabah da öyle tuvalet kağıdında kan olmaz. Çok zorlamaktan fistül mistül olmasın da, zaten basurum var benim, hiç uğraşamam.
Bir amel salgını var, herkes kendisini kollamalı, yediğine içtiğine dikkat etmeli. Bence İBB başkanı şahıs İSKİ sularına iyi bakmıyor olabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.